hiç keyfim yok bu aralar... öyle az buz değil, epey dertliyim. ben ki içim kan ağlasa da yüzü gülen bir insanımdır, bu ara yüzümden düşen bin parça. amaan senin derdini mi dinleyeceğiz demeyin, güzel güzel okuyun.
keyfim yok ya, sanki bütün dünya da bana karşı, her şey üst üste geliyor sanki. geçen gün annesinin yanında sokakta sağa sola koşturan 5 yaşlarinda bir çocuk gördüm. hava da tam kararmak üzere, hafif karanlık. bu çocuk koşarak benim yürüdüğüm tarafa doğru gelmeye başladı. etrafımdan dolandı, oyun yaptı kendince. derken yüzümü seçebilecek kadar yakınıma gelince bir korktu ki, hııyy gibi bir ses çıkarıp olduğu yerde zıpladı ve hızla annesine koştu. işte o anda içinde bulunduğu b*ktan duruma gülebilen benden eser kalmadı dostlar. puhahaha amma da korktu çocuk benden diyemedim ne yalan söyleyeyim, ağlayasım geldi. gene de son bir umut, hemen saçı başı düzeltip gülümsedim çocuğa. ama o çoktan annesinin eline yapışmış korkuyla bana bakıyordu. sokakta bizden başka kimse de olmadığı için ağlamaklı ifademi gizlemedim. yamuk yumuk bir suratla ve hızlı adımlarla oradan uzaklaştım.
esas olay, bundan hemen sonraki gün oldu. markete girmiştim, bir kavun bir de 10lu yumurta aldım. şimdi ben kavun deyince, hikaye eski zamanda bir yaz gününde geçiyor, yeni oldu diye bize kakalıyorsun demeyin. bir açığımı buldunuz sanıp da heyecanlanmayın. benim yaşadığım yerde şu an kavun mevsimi yaşaniyor. ayrica da size gerçeği, yalnızca gerçeği anlatma sözü verdim mi? vermedim. hatta ben salak mıyım burda özel hayatımı ifşa edeyim? tabi ki de tamamen hayal ürünü hikayeler anlatacağim size. ama valla billa kavun satılıyor markette. buna inanın! neyse. doğayı koruyayım, kocaman market poşeti almayayım diye 10lu yumurtayı, kavunu koyduğum şeffaf meyve-sebze poşetine koyup marketten çıktım. hani olur ya tansaşta falan, manav reyonunda rulo halinde torbalar, hah işte onlardan bahsediyorum. marketten çıkıp eve doğru yöneldim. bir 50 adım uzaklaşmıştım ki poşetten bir ses gelir gibi oldu, sanki poşetteki dengeler değişti, ve ben nooluyo demeye vakit bulamadan yere kapağı açılmış ve ters kapaklanmış yumurta kutusu, ve hemen arkasından da kutunun üstüne orta boy bir kavun düştü. poşetin götü delinmişti! o an inanır mısınız, bu kavunun burda ne işi var diye sordum kendime, bu mevsimde ne kavunu lan dedim. sonra kavundan rakıya balığa geçip, ne güzel olurdu şimdi şöyle bir rakı sofrası diyerek beynimi olay yerinden uzaklaştırdım. ahhh, o yaşlı teyzeyle göz göze gelmeseydim. usulca eğildim ve yumurta kutusunu büyük bir umutla kaldırıp altına baktım. ve bana saatlerce sürmüş gibi gelen bir süre içinde doğruldum. işlek bir sokak ortasında, yaklaşık 10 yumurta sarısı ve üzerlerindeki mevsimsiz kavunun hemen yanında elimde götü yırtık poşetle dikilmekteydim! işte dostlar, o anda olanlar oldu. gözümden fışkıran yaşlarla birlikte koşmaya basladim. hüngür hüngür ağlayarak, şaşkın ve ayıplayan bakışlar arasında koşarak uzaklaştım olay yerinden. koştum, koştum... taaa ne zaman sonra, elimdeki götü yırtık poşeti hala sımsıkı tuttuğumu farkedip onu da çöp kutusu yerine yere atarak koşmaya devam ettim...
bikerem yazdiklarin yalan... oyle bir olay yasanmadi posetin gotu felan delinmedi biliyorum.
YanıtlaSilayrica blog'a bak gotum gibi!
"çok değerli musiki sanatçımız özer bey'in yıllarca süren suskunluğunu, bu şekilde bir çıkışla bozmuş olması, reklam peşinde koştuğu iddialarına sebep oldu."
YanıtlaSilkaynak: uçan kuş
çok beğendim.
YanıtlaSilyani müthiş.