13 Ağustos 2011 Cumartesi

100 metre öteye taşındık

taşındık biz, şuraya http://uykuluyum.tumblr.com/
güle güle blogspot, güle güle bir türlü aynı şekle girmeyen fontlar

12 Ağustos 2011 Cuma

deh!

-alo
-alo burak naber?
-aa gamzecim iyidir senden naber?
-iyilik benden de, nasıl albüm malbüm yok galiba
-yok ya bıraktım ben o işleri, zaten hatırlamak istemiyorum hiç, nasıl bir gaza geldim öyle
-olsun öyle deme güzeldi o günler de, neyse. ya şimdi hatırlatmak gibi olmasın da bi ricam olacak senden
-tabi tabi ne demek
-hani bi tane şarkı vardı ya "yaşandı bitti saygısızca.." onu bi söylesen nakaratını
-yaşandı bitti saygısızcaaaa aldatmanın tadına varınca.... (siz sayın okuyucular burda şu linkten;
http://www.youtube.com/watch?v=AJz5DOlorbg 1:06 ila 1:26 lık kısmı dinleyin, sonra kapatın.)
-hah oh sağol
-rica ederim. görüşelim bi ara uzun zaman oldu, at çiftliği aldım ben, gel ata binelim.
-aa hayırlı olsun, nerden çıktı?
-ya işte, bir hevestir aldım, sonra satmak istedim satamadım elimde kaldı. biniyorum işte arada değişiklik olsun diye.
-eheh iyi o zaman, geleyim hemen.

-----

yani ilişkiler illa aldatarak aldatılarak bitmez tabi bunu kastetmiyorum. sadece yaşandı bitti kısmı ilgilendiriyo beni, o yüzdendir ki bu şarkıyı dinleyince derdim tasam kalmıyor benim. atasözü gibi bişey. hay bin yaşa burak kut. şimdi ben gidiyorum biraz at bineyim, dehleyeyim.

22 Şubat 2011 Salı

ben böyleyim

hırsızlığa meyilim var. ama madde hırsızlığı değil, manevi hırsızlık. birinden komik bir şey duyduğumda ya da çok beğendiğim herhangi bir şey duyduğumda, onu sanki kendim bulmuşum gibi sergilememek için kendimi tutuyorum. hatta bazen tutmuyorum, söyleyiveriyorum ne yalan söyleyeyim. çok nadir ama, zor bir şey çünkü. yani 1-2 kere yapmışımdır böyle bir şeyi ama binbir kere içimden geçirmişimdir. neden yapmıyorum; biri demiştir bana, başkasına da demiştir, sonra benim tutup "yahuu geçen aklıma geldi de..." diyerek başkasından duyduğum lafı, fikiri vs. bir başkasına anlattığımda, anlattığım kişinin bunu ilk sahibinden duymuş olma olasılığı vardır değil mi? az da olsa vardır. hatta belki de hiç bir zaman anlamadığım, olasılık derslerinin favori sorusu; "bu sınıftaki 2 kişinin doğum gününün aynı olma olasılığı" gibi umulmadık bir şekilde yüksek çıkacak bir olasılıktır. o yüzden tutuyorum kendimi. bir de tabi vicdanım elvermiyor. ama bir keresinde başkasından duyduğum komik bir şeyi "rüyamda gördüm ben bunu" diye anlattım. tesadüf o ki, anlattığım kişi anlatmış meğersem bana onu, "ben anlattım onu sana be!" dedi. çok utandım. ama onu zaten bilerek yapmamıştım, kendiliğinden oluvermişti. şu anda kendimi kontrol edebiliyorum. ama günün birinde anonim bir insan olmaktan çok korkuyorum. durumum budur. saygılar.