tez, mez. ne zor işmiş okumak, halbuki ölene kadar "okuyom ben yaa" diye haklı çıkışlar yapmak istiyorum. iyi de nasıl olacak? olamazmış gibi, başarısız demek istemiyorum kendime, "zeki ama çalışmıyor" tabiri sanki daha uygun (valla!). şu 3 sene boyunca bir ödev olsun, teslim olsun, çalışmak olsun, kayıt olsun hepsini son dakikada yaptım. yok hakkımı yemeyeyim, kaydımı hep önceden yaptım, harcımı ilk, bilemedin ikinci günü yatırdım. zannetmeyin ki maddiyatçıyım, bilakis çok duygusal, hassas, narin, dokunmaya kıyılamayacak bir insanım. bir keresinde öküzün birine günaydın demiştim misal "ne bakıyorsun yüzüme aval aval!" diye bağırmıştı bana, gıkım çıkmadı, döndüm arkamı, ağlamaklı oldum. insanlar olmasa etrafta ağlardım, zor durdum. sonra yüzüklerin efendisi 1'de gandalf uçurumdan aşağı düşerkek, frodo'nun "gandaaaaaalf!" diye bağırışı yok mu? hâlâ aklıma geldikçe böyle bir dalarım. gülerken bile ağlarım, öyle düşünün. her neyse, maddiyatçılıktan değil harç işlerini erken halletmem, nasıl başlarsam öyle gider diye erkencecik hallediyorum işlerimi, ama yine son dakikada oluyor ne oluyorsa. neyse öyle böyle 3 seneyi devirdim, maksimum süremi kullandım, uzatmamı aldım. perşembe günü jürim var. dediler ki kurabiye götür. tamam götüreyim götürmesine de, çok riskli. şey gibi; tezime güvenmiyorum ama kurabiyelerim harika! almaz mıydınız? hem de karşıdaki insanı obur yerine koymak gibi geliyor. hayır bana gelse jüri üyeleri mantı bile açarım ama öyle değil. ben gidiyorum okula, gerçi işte o zaman da "eli boş gitmemek" olayı giriyor işin içine ama olsun. ben pek taraftar değilim, biri bana gelse (o da sense, beni kırmış olsan da) elinde kurabiye, dese ki 50 lira borç ver. vermem, ne yani ben borç vermeyecek adam mıyım ki bana kurabiyelerle geliyorsun? öyle biri miyim gözünde? bak yine para muhabbeti açtım lan. yoksa içimde bir maddiyatçı mı var? neyse bu konuyu sonra ele alalım. heh, jüri üyelerine kurabiye. ya alerjisi varsa götürdüğüm şeye, oracıkta şişiverirse dili damağı, şeker hastasıysa ya tatlı yiyemiyorsa, tuzlu götürsem diyorum, ya tansiyon hastasıysa... işte böyle kararsızlık içinde kaldım. şimdi acıbadem kurabiyesinde karar kıldım, genelde sevilir bir şey, aslında makaron adlı şahane tatlıdan götürmeye niyetlendim ama o doğrudan yalakalık olur gibi geldi. harika bir şey çünkü. yani biri size elinde makaronla geliyorsa bilin ki ya çok seviyordur ya da çok mühim bir şey isteyecektir. e ben jüri üyelerini sevecek kadar tanımıyor olduğuma göre mühim bir şey istiyorum. evet istiyorum, geçeyim bitsin nolur! şu tatlı olayını çözsem bir nebze olsun rahatlayacağım. evde yapsam yakarım falan, iğrenç olur, bir şey olur belki de çok güzel olur tarifini isterler. hoca dediğim insanlarla böyle muhabbetler etmek istemiyorum. yani ne vardı kurabiye götür demeseydiniz? çok kafam karıştı, sanırım daha fazla dayanamıciiim.
13 Ekim 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
makaron/acıbadem almadan geçmiş diyollar kendisi için.
YanıtlaSildirek para verseydin, tezin arasında bir de küçük not 'sizin de benim gibi maddiyata zerre önem vermeyen bir kıymetli olduğunuzun farkındayım, ancak malum önümüz christmas çocuklar hediye bekler, benden bir makaron alırsınız'
YanıtlaSilbizim bolumde tez sunumunda pasta goturmezsen kiziyolar :) sonunda goturdun mu?
YanıtlaSil